2/11/2009 ·

Beni Bırakma

Dua

 

Ne zaman (sövsem yüzüne) sırtımı dönsem

Taşlardı şeytan

 

./…

 

I.

Yetişmeliyim gök kubbe çekmeden perdeleri

Gözyaşımı yağmurdan önce akıtmalıyım

 

II.

Dünya bir sekte yeri

Cam kırıklarıydı zaman

Ablam, oyuncak bebeğiyle söylüyordu

 

Kervanz baktım kuyuya

Yalnız kalmaktan korktum

 

III.

El Hakk:

Özledim seni

Peltek dilimle ve yarım yamalak kalbimle

Af diliyorum senden

Eşiğindeyim aç tövbe kapılarını

Usul usul içeri gireyim

 

Sonsuz merhamet sarayının önünde

Titreyerek bekliyorum

Elimde bir kırmızı gül

Terliyor kemiklerim

Utanıyorum…

 

IV.

Dalını uzatıyor bana yasaklı meyve

Sağımdan, solumdan,

Önümden ve ardımdan geliyor şeytan

Bir elmaya gidiyorum

 

Bigane yüreğime üfür nefesini

Yardım et, çıkamam sensiz bu basamakları

Yardım et, ölsün içimdeki kemirgen vesvese

 

V.

Öylesine italik,

Öylesine solgunumBahçende bir çiçek gibi gör

 

Rahmetinle sula ne olur

Haylaz/yaramaz ve engelli bir çocuğum işte

Her oyuna kanıyorum

 

 

Korkuyorum gecelerden

Sana kavuşmadan biterse zaman

Ah dayanamam…

Camdaki buğuya benzer silineceğiz bir gün

Aşkını ilk cemre gibi ilham et

Son soluğuma gelince de

Bengisularla yıka beni

 

Aynalar doğru söylüyor

Kaybettiğim günlerin anlamını

Aysız bölündüm ikiye…

 

VI.

Seni anmadan nefes almak

Yazık ah yazık

Siyaha dönüşen kalbe darılırsın

 

zma bana

Rahmetin gazabından geniştir

Sensiz dile düşmesin ezberlerim

 

Tatsızım, renksiz, kokusuz

./…

'Sana kör bir yalnızlığın içinden uzattım elimi'

Beni (bana) bırakma

Yorum (2) Yorum yaz!

21/2/2009 · Kategori: edebiyat siir

Sancı

                         Aşkla atan kalbi ateş yakmaz
                         Giresun’a ve Lamantini’ye

Lamantini'ye

a.

Visal için duaya(.) çıkmalı
Toplayıp günahsız çocukları toplayıp
Diri bir ikindi sonrası
Ellerimizi asude gökyüzüne kaldırıp
Amin demeli sessiz dillerle
Kalbimde sen, yanımda günahsız çocuklar

(.)
gözyaşı dökmezsen ve titremezse kalbin
bulutlar / kül rengi bulutlar / açmazsa kapılarını
avuçlar yukarı bakar sadece

bu yerde, denizden uzak kar şehrinde
tren sesi hadi der / gel gidelim / kavuş istersen

Giresun’a

a.
ıslak kumlardan evler yapılır bazen uzakta
denizin susmadığı yerde
bir inci çıkar istiridyelerden

küçük bir ben vardır mavi denizin yanağında
güneşin ilk oraya doğuşunu özlemişim
Millet Bahçesinden limana bakarsın
Balıkçıllar, dans eden martılar
Uzun boylu kavak ağaçları
Fındık toplayan yaşmaklı kızlar vardır bahçelerinde

Gidelim der tren sesi
Gardan alır yağmura / denize / götürür

b.
dilsizim, suskun gözlerim gece lambasında soluyor
aynaya bakıyorum, kırılıyorum
çıplak ayaklarıyla üzerime yürüyor aynadaki yalan
cam kırıkları batıyor ayağıma
damarlarımdan adın çekilmiş
ana rahmindeki cenin gibi diri değil tenim
yüzüm ilk şeklinde değil
yorgunum
bir zamanlar beni besleyen şehri özlüyorum

Lamantini'ye

b.
ve seni
şiir defterimin her köşesine
ecnebi harflerle başlayıp dizeler yazdığım
gül çehreni, geceni, tenini

sen hiç yaz güneşinde üşüdün mü?

Üşüyerek dinliyorum
Dudaklarına
Sesine bakıyorum

c.
Leyla’nın emzirdiği aşkım
Gece gibi koynuna alıp büyüttüğü
Ayrılık günü gelince
Toprağa bıraktığı zamanım

Aşkla atan kalbi yakamaz ateş
Yakmaz cehennem

Kılabildiğim namazların ardından istiyordum seni

d.
kar yağıyor
ve gümüş renkli bulutların ardından
alaycı bir tebessümle gözlerime bakıyor güneş

korkuyorum
kar tanesi gibi beyaz sevdamın erimesinden

Giresun’a

Senden af dileyerek ve koşarak geleceğim şehir
Kollarını açmalısın
Ve Leylasız kalsam da kendini
Bana bırakmalısın

Tren sesi gidelim der
Gardan alır /yağmura/ denize götürür   

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/1/2009 · Kategori: edebiyat siir

Lamantini

                                    Gülşen'e

Şampanya renkli yapraklar yere düşünce
Ağaçları çıldırtan yalnızlığa bıraktı mevsim

I.
Diz çöktüm
Boynumu önüne hükümsüz koydum cellat
Efsunlu ve kanlı kılıcınla sula toprağı

Çünkü dokunacaktım
Tohum atacaktım haram tarlalara

Şeytan böyle istemişti

Kızgın mısın mavi elbiseli kadın
Bilsen arafta kaldığımı

Ağladım yoktun sen
Ağladım

II.

Dalga kıranlar kırdı boynumu
Damla olup düşmeden abis karanlığıma yakamozlar

Kanatlarında derviş kuvvetiyle uçuyordum çavuş kuşunun
Bulutlar iklim değişikliğiyle getirdi seni

Sırt üstü yatan bir kadın
Ardımı döndüm suskunluğuna
Sulamadım kurumuş tenini ahududunun
Sağımda buldum düşünürken seni
Yalnızlığına yatırdım

Hayalimde üstündeydim bulutunun
Yıldırımların kopacağına emindim

Girseydim çığlığın kulaklarımda yankılanırdı
Arzun göğe yükselirdi
Bir elmaşekeri gibi tadardın

Erirdi katı vücudun güneşin dokunduğu buz nasıl eriyorsa
Su olurdun, çağlayan olurdun, coşardın

Bakma bana öyle gizliden gizliye
Annemin yetiştirdiği saf çocuğum
Sen lamantini
Açıverseydin sineni, çağırsaydın sinene
Gelirdim bir dilim ekmeğe nasıl gidiyorsa veletler
Gelirdim

........... pişmanım……….
Keşkelerim…………………
Bin bir tane………………..
…………Şimdi …………….

Sana bir canan borcum var
Hadi bana evet de!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

26/12/2008 · Kategori: edebiyat siir

Hayatımda Sekiz Ay

 kekre yüzlü adamlar karşımızda buyruk durdular
deli dumrul'dular. meymenet yoktu yüzlerinde
birkaz yıldız vardı puslu gökyüzü gibi omuzlarında
anlamadık. kimdiler. ne konuşuyorlardı

elimdeki mitralyözü dayasam şakağına
sıksam kurşun kurşun içimdeki kini
hiç girmeseydin sekiz ay hayatıma
dem dem aklımı boşalttın
bak çatladı sinirden ellerimin sırtı
ar damarım patlayacak
çamurdan bebek olup kaldık avuçlarında

halbuki gülen gözlerimiz vardı
parlardı suya düşen yakamozlar gibi
yüzümüzde gonca güller açardı. (görürdünüz güzel yüzlü insanlar)
öyle söylerdi hocalarımız
ve bizimleydi zaman
akardı
akardı sessiz
sessiz

şafak doğmuş doğmamış ne önemi var
güneş batmış batmamış umrumuzda değil
biz hiç günler bitsin diye saymadık
hesaplamadık. planlar kurmadık dostlarımıza karşı
satmadık gelincikleri. gökkuşaklarını

şimdi şu günlerim geçse de kurtulsam diyorum
bağbozumuna benzer karanlık yüzlerden
kurtulsak

giderken başımdaki miğferi gömeceğim toprağa
bir kadavra gibi durup doktor önünde sonra
hafızamın silinmesini talep edeceğim
sizinle tanıştığımız zamandan sonraki günlerin
yol olmasını

hayatımda sekiz ay

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/12/2008 · Kategori: edebiyat deneme

bana seni gerek seni

            Ayn şin ve kaf uğruna. Yansam. Yangın deryasında dolansam. Yangından gülizarım olsa. ‘gül alıp gül satsam. Gülden terazi kursam.’  Bülbülü olmalı gül sarayın. Kanım akacaksa gül tenine akmalı. La’l olmalı rengi harflerin…

 

            Ayn şin ve kaf. Aşk yani. Gözü ama eden ve insana nefes darlığı çektiren özge hal. Yaşamın özsuyu. Rayihası toprağın. Kainatın yaratılış sebebi. Susak gönüllere çağlayanlar oluşturan yağış. Kurak zamanlara can. Bengisu. Abı hayat. Suyu çekilmiş ırmakların seli aynı zamanda. Kimi padişahların fetvası. Kimi kralların savaşı.

 

            Sus şimdi. Harfler birleşsin. Yeni ordular kuralım devşirme kelimelerden. Güfteler besteleyelim… şiirler… mersiyeler okuyalım. Keman eşliğinde söyleyelim aşk şarkılarını. Neyzenler üflesin kendimizden geçelim. Dönelim semazenler gibi. Yana yana yürüyelim hamuş kaldırımlarda. Lerzan lerzan adım atalım. Görenler hane berduş sansın. Avare bilsin işveren adamlar. Biz bazı saatlerde kambur dilencilerdeniz. Besmeleyle çıkarız ıssız sokaklara. Aşk dileniriz banklardan. ‘Her ne varsa aşk imiş alemde!’keza. sen de gelsen ve aşk kırıntılarından versen yüreğime…

 

            Ayn göz demek. Göz ise başlatır aşkı. İlk bakışla başlar kalpteki ritim bozuklukları. Düzensiz, helecanlı dakikalar. Heyecanlı bir duruş. Ayağımızdaki dermanın düşmesine sebep. İlk bakış. İlk gözgöze gelmek. Tutkunun adı. İşte başlıyor ayınla. Halimizi anlarız aynaya bakınca. Boş duvarlara bakınca sevgilinin hayalini kurmaz mıyız hiç? Film gibi akar anılar. Canlanır. İsteriz hep yanımızda olmasını. Yanımızda kalsın ve ayrılmasın ebediyen. Son nefesime kadar birlikte olsak. Nefesimi versem kendisine

 

            Bir hikaye vardı. Göz sevgiliyi görünce aşık oldu. Onu kalbin alt kısmında, gönlün tam ortasında süveyda dediğimiz kara noktaya nakletti. Çok istedi kavuşmayı gönül. Her yerde ve her demde onu zikretti. Bir türlü kavuşamadı. Bunun üzerine esrik durumunun cezasını göze kesti gönül. Ne zaman aşk acısı çekse gözü ağlattı gönül. Ağladı ağladı. İşte ondandır gözün ağlaması. Ne zaman gözyaşı dökülse aşk için kalbin acı çekmesidir.

 

            Ayn göz demek. İlk gözle başlar aşk…

 

            Ve sonra şın ve sonra kaf. İçimden bazen kaf dağının ankası olsam da saklı saklı kalsam ve nerde sevda çekenler varsa onlar için uçsam. Konsam pervazlarına pembe panjurlu evlerin. Güllerin yanaklarına, dikenli dallarına ben konsam bülbül yerine. Anılsam tüm şiirlerle. Belkıs’a uçsam hüthüt gibi. Leyla’ya, Aslı’ya varsam. Gül bahçesinde gül’le olsam. Seni bulsam ve aşkın özüne uçsam seninle.

 

            Hadi şunu söyleyelim sonunda bu yazının. Ne Leyla ne de Aslı. Tıpkı Yunus’un istediği gibi isteyelim Tanrı’dan. 

 

            BANA SENİ GEREK SENİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::